Ailemdeki çoğu kimse bir şeye karşı alerjik. İnsanlar na­sıl bir maddeye karşı alerjik oluyorlar ?




Bunu açıklamak için bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığından bahsetmeliyim. Bağışıklık sistemi, bizi virüs, bakteri veya parazit gibi yabancı etkenlerden ve bazı yaralanmalardan koruyan ağdır. Bu sistem, zararlı dış etkenlerle vücudumuz için bir tehdit oluşturmayan zararsız olanları ayırt etmede son derece başarılıdır. Bağışıklık sisteminiz sizi zararlı olabi­lecek bir etkene karşı savunduktan sonra, aynı etkenle tekrar karşılaştığı takdirde derhal hatırlayacak şekilde hafızasına kaydeder. Her bir etken için özel olan bu hafıza, antikor ola­rak adlandırılan küçük maddelerdir. Her bir etken için fark­lı bir antikor grubunuz vardır.
Beş farklı tip veya sınıf antikor vardır. İmmünglobülin olarak adlandırılan her tipin farklı bir işlevi bulunmaktadır.
•İmmünglobülin A (kısaltması IgA) tükrük ve gözyaşı gibi salgılarda bulunur ve solunum ve sindirim sistemimize girebilecek mikroorganizmalara karşı bizi korur.
•İmmünglobülin M (IgM) vücuda yeni bir etken girdiğin­de oluşan geçici bir antikordur.
•immünglobülin G (IgG) etkene karşı kalıcı (genellikle ömür boyu) hafızayı oluşturmak üzere IgM’den gelişen antikordur.
•İmmünglobülin D (IgD) bir sırdır - varlığı bilinir, ancak ne işe yaradığı bilinmez.
•İmmünglobülin E (IgE) alerji antikorudur. Alerjisi olma­yan insanlarda normal olarak yalnızca az miktarda IgE bulunur, ancak bağırsak solucam gibi parazitlere tepki olarak çok miktarda üretilebilir. Alerjisi olan insanlar çok miktarda IgE üretmek için hazırdır.
Bağışıklık sisteminiz etkin çalışıyorsa, daha önce karşılaştığı­nız bir etkenle savaşmak üzere sürekli hazır bekler. Daha ön­ceden hazır bulunan IgG derhal etkene yapışır ve herhangi bir enfeksiyona yol açmadan kandaki akyuvarlar tarafından yönetilen bağışıklık sisteminin diğer bileşenleri tarafından yok edilmesini sağlar. Suçiçeği gibi çocukluk çağı enfeksi­yonlarına ömrümüz boyunca bir kez yakalanmamızın nede­ni budur.

Eğer önceki sorunun yanıtında belirtildiği şekilde atopik-seniz, bağışıklık sisteminiz bu enfeksiyonlara karşı gayet iyi çalışır. Ancak, gerçekte zararsız olan etkenlere karşı da tepki verir ve onları da enfeksiyon etkeni gibi tedavi eder. Alerjen olarak adlandırılan bu etkenler bağışıklık sisteminiz tarafın­dan yanlışlıkla tehlikeli gibi algılanırlar ve karşılığında im-münglobülin E (IgE) tipinde antikorlar üretilirler. Çok az miktarda bile olsa bir alerjenle karşılaştığınızda, eğer bu aler­jen bünyenizin daha önceden tanıdığı bir etkense, kısa süre­de çok fazla miktarda IgE üretirsiniz. Ürettiğiniz bu IgE, aler­jiye yol açan olaylar serisini başlatır. Bu süreç, bağışıklık sis­teminizin vücudunuzun kimyasal mesajları ile düzenlenen diğer bileşenlerini, özellikle de akyuvarları etkiler. Bu kar­maşık olaylar zincirinin sonucunda vücudunuzun etkilenen bölümlerinde inflamasyon gelişir ve alerjinin tipik belirtileri (şişlik, kızarıklık, hassasiyet veya kaşıntı, salgılarda artış) gö­rülür.

Alerji alerjenle ilk karşılaşmanızda gelişemez. Hatta bir maddeyi uzun süre normal şekilde tolere ettikten sonra, gö­rünür hiçbir neden olmaksızın, bir anda alerjik bir tepki gös­terebilirsiniz. Bu olay bir kez görüldükten sonra, alerjenle her karşılaştığınızda alerjiniz gelişecektir. Tepkiniz her defa­sında aynı şekilde olmayabilir: şiddetim etkileyen birçok fak­tör vardır ve alerji zamanla azalabilir veya artabilir. Alerjile­rin önceden belirlenebilirliği sınırlıdır.






Aşağıdaki konuları okudunuz mu?